Neden “Bizim Usul Makarna”?
Çünkü bıktık, makarnayı peynirli, kıymalı ya da yavan yemekten… Bıktık, adı bile bize yabancı soslardan! Eğri oturup doğru konuşalım… Çoğumuz tencere yemeklerini seviyoruz. Sosunu yemeğin içinde pişiren bir yemek kültürünün çocuklarıyız. Çok değil, daha on yıl öncesine kadar, makarnanın şişmanlattığı, kolesterolü yükselttiği gibi yanlış bilgiler taşıyorduk zihnimizde. Sanıyorduk ki, makarna ancak çaresizlik anlarında yenebilecek, misafire ana yemek olarak sunamayacağımız, olabildiğince az tüketilmesi gereken bir yemektir. İtalyanlar bütün dünyada makarnayı sahiplenip, onu ekmeğin yerini alacak kadar çok tüketirken, biz koca bir yıl boyunca sadece 5-6 paket tüketir hâle gelmiştik.
Bu yavanlığın, yabancılığın, ön yargıların kaynağında, “damak tadı” dediğimiz lezzet algısının yokluğu var. Makarnanın lezzetine varmayı unutmuşuz, bize makarna hep yavan ve yabancı usullerle sunulmuş, bize uygun olmayan usullerde tüketmemiz beklenmiş. Oysa bizim damak tadımız, İtalyanlarınkinden, Japonlarınkinden ya da İngilizlerinkinden çok farklı. Makarna her kültürde kendi usulünce tüketilirken, herkes makarnayı kendi damak tadına uygun soslarla yerken, biz yavan ve yabancı soslara sanki mecbur hissetmişiz kendimizi.
Bunun bir çözümü elbette var! Mademki tencere yemeklerini seviyoruz, mademki sosumuzu yemeğin içinde pişiriyoruz, o hâlde neden bu yemekleri makarnada sos olarak kullanmayalım? Sağlığa faydası bilimsel olarak defalarca kanıtlanmış makarnayı, neden kendi damak tadımıza uygun yemeyelim? Her gün mutfağımızda pişen doyumsuz lezzetleri neden makarnayla bir araya getirmeyelim? Mesela musakkayı mis gibi makarnaların üstüne koysak… Ya da tas kebabını, misket köfteyi, menemeni… Aklınıza gelen daha birçok yemeğimizi, makarnada sos olarak kullansak!
Mutfak, bizim için, hünerimizi sergileyebileceğimiz bir sahne gibidir. Sofralarımızı bilhassa özel günlerde ve konuklu yemeklerde bambaşka bir özenle donatırız. İsteriz ki, pişirdiğimiz her yemekte bizden bir iz kalsın; isteriz ki, kurduğumuz her sofra neşeli sohbetlere kucak açsın. Malzeme listemiz, pişirme tarifimiz, sofra düzenimiz, yüzlerce yıldır süzüp damıttığımız bir sofra ve yemek kültürünün inceliğini, estetiğini, yaratıcılığını taşır ayrıntılarda. Hiç şüphe yok ki, makarna da hak ediyor bu inceliği, özeni, estetiği!
Makarnanın bize özgü usulü budur işte! “Bizim usul makarna” fikrinin kaynağında bu çağrı var. Biz makarnayı kendi damak tadımıza uygun tariflerle pişirip yemeyi öneriyoruz. Bizim damak tadımızın ancak “bizim usul makarna”da ortaya çıkacağını biliyoruz. Bunu da burada verdiğimiz yüzlerce tarifle gösteriyor, kanıtlıyoruz. Dilediğinizi seçin, okuyun, seyredin, deneyin, kendi damak tadınızla yeniden buluşun. Aklınıza gelen başka lezzetler, başka tarifler varsa, lütfen onları da bizimle paylaşın, herkesle paylaşın!
Bu Sayfayı Yazdır



Bu yazı yorumlara kapatıldı.